Mustafa Göksel

Geleneksel Tulûat Sanatının son temsilcisi Nejat Uygur

Geleneksel Tulûat Sanatının son temsilcisi Nejat Uygur … Kahkahaları ile dünyayı sarmak için gönlünü tiyatroya adayan ve her insanı ailesi bilen duayen sanat adamı büyük usta Nejat Uygur yediden yetmişe kuşaklara mal olmuş bir mirastır. yorum/haber

Geleneksel Tulûat Sanatının son temsilcisi Nejat Uygur

Arkadaşlar yaklaşık 1 aydır süren geleneksel Türk Tiyatrosunun temel taşlarından Orta Oyunu ve Tuluat sanatını tanıtarak bu sanatın en büyük temsilcilerini anlatmıştık. Artık bu yazı dizimizde siz değerli okuyucularımla sona geldim. Son bölümde ise Tuluat Tiyatrosunun son büyük temsilcisi Nejat Uygur’ u anlatarak sizlere bu yazı dizimi noktalayacağım.

Kahkahaları ile dünyayı sarmak için gönlünü tiyatroya adayan ve her insanı ailesi bilen duayen sanat adamı büyük usta Nejat Uygur yediden yetmişe kuşaklara mal olmuş bir mirastır.

Subay bir babanın ortanca çocuğu…

Tuluat sanatının son temsilcisi Nejat Uygur 10 Ağustos 1927 de Kilis’ te Fikret Naciye Hanım ve Behzat Bey’in ortanca çocuğu olarak dünyaya geldi. Öğretmen bir anne ve Subay bir babanın ortanca çocuğu olarak dünyaya gelen Uygur babasının görevi dolayısı ile Anadolu’yu karış karış gezdi. Kilisli sanatçı büyük usta İsmail Hakkı Dümbüllü tarafından keşfedilmiş ve meşhur edilmiştir.

Eğitimini Anadolu’nun çeşitli mecralarında tamamlamıştır. İlkokulu Önce Siirt, sonra da Ezine ve İntepe’de okudu ve Tiyatroya da bu dönemde müsamerelerde başladı. İstanbul Sarıyer, Çanakkale ve Manisa’da ortaokulu tamamladıktan sonra Güzel Sanatlar Akademisi’nin Heykel bölümüne girdi fakat mezun olamadı.

Çok iyi bir at binicisi idi…

İlginçtir ki 1943 yılında Sarıyer Halkevi’nde başladığı boksla beraber spora olan ilgisi arttı. Büyük usta bunlarla ilgisini daha da ilerletti. Atletizm ve Su Topu sporlarında da ustaydı. Bunun yanında çok iyi bir at binicisi idi. 1950 yılında hayatını ölene kadarki eşi olan Necla Uygur ile birleştirdi. Bu evlilikten 5 çocuğu vardır.
Büyük usta Nejat Uygur Tiyatroya profesyonel anlamda 1949 yılında Nejat Uygur Tiyatrosu ile adım attı. Nejat Uygur birçok yerlerde düşündüğü ilk mesleğin Tiyatro olmadığını söylemiştir. Hatta bunu 1990 da şu röportajı ile açıklamıştır:

“Benim ilk düşündüğüm meslek pilotluktu. Çocukluğumda pilot olacağımı düşünürdüm. Hatta hiç unutmam Manisa’da olduğumuz yıllarda, yatak çarşaflarını alıp yüksek bir yerden atlamayı planlamıştım. Tecrübe pilotu olarak ilk önce ağabeyim atladı ve ayağını kırdı. Ağabeyim Zeki Ayhan Uygur Amerika da ünlü bir Profesör Beyin Cerrahı şimdi. Onunla gurur duyuyorum. Ağabeyim Deniz Albayı idi burada ve sonra ordudan ayrıldı.

“Gemide kimsenin canı sıkılmazdı”

Ağabeyim gençlik yıllarında Amerika’ya ulaşmak isteğiyle gemici bile olmuştur. Benim gençliğimde herkeste Amerika’ya gitmek gibi yoğun bir istek vardı. Bu yüzden bende liman cüzdanı çıkarttım ve gemici oldum. Hiç unutmam bir panama şilebinde çalıştım. Gemide kimsenin canı sıkılmazdı. Onlara fıkralar anlatır, taklitler yapardım. Herkes çok gülerdi. Sonra askere gittim. Askerde de arkadaşlarımı bol bol güldürürdüm. Giderek insanların yüzünü güldürmek tutku oldu bende ve sonra da Tiyatro başladı zaten…”

13 yıl süren Anadolu turneleri sürecinde sırasıyla Ahmet, İkiz kardeş olan Süheyl ile Süha, Kemal ve Behzat adlı 5 erkek evladı dünyaya geldi. Süheyl ve Behzat babalarının deyimi ile adeta ‘Armut ağacının dibine düşmüş’ hesabı babaları gibi birer tiyatrocu oldular. Büyük usta 1998 yılında Kültür bakanlığı’nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını aldı.

Geçmişi ile yaşıyor…

Nejat Uygur 10 Eylül 2007 de beyin damarında oluşan bir tıkanıklık nedeni ile vücudunun sol tarafında kısmi bir felç geçirdi. Sağlık durumu ile ilgili yapılan basın toplantısında Usta’nın sol kolunu hareket ettiremediği, yüzünde kayma olduğu, bacağında biraz hareket olduğu, konuşmasının ise düzgün olduğu ifade edilmişti. Oğulları Süheyl ve Behzat Uygur son açıklamalarında Nejat Uygur’un artık geçmişi ile yaşadığını söylemişlerdi.

Büyük usta Nejat Uygur uzun süre hastanede tedavi görmesine rağmen 18 Kasım 2013 günü akşam saat 19.57 civarında solunum yetmezliği yani tıptaki tanımı ile (Respiratuar yetmezlik) sebebi ile Medistate Kavacık hastanesinde 86 yaşında hayatını kaybetti ve Türk tiyatrosuna eşsiz eserler bırakmasının yanında, kahkahaları ile 7 den 70 e herkesi güldürerek anılarda yerini aldı. Cenazesi zincirli kuyu mezarlığına defnedilmişti. Mezarı İstanbul Zincirli Kuyu Mezarlığında bulunmaktadır.

İsterseniz son olarak ustanın almış olduğu ödüller ile gerçekleştirdiği projelere bir göz atalım:

Ödülleri…

1-1999- Avni Dilligil Tiyatro Ödülleri (Belkıs Dilligil Onur Ödülü)
2-Kemal Sunal Kültür Sanat Ödülü (En İyi Tiyatrocu)
3-2007- Altın Kelebek TV Yıldızları Yarışması (Tiyatroya Destek Yılı Özel Ödülü)

Tiyatro oyunları…

Alo Orası Tımarhanemi
Aman Özal Duymasın
Benim Annem Neden Evden Kaçtı?
Cibali Karakolu
Hanedan
Hastane mi Kestane mi?
Kaynanator
Miğferine Çiçek Eken Askar
Minti Minti
Sizinki Canda Bizimki Patlıcan mı?
Şeyini Şey Ettiğimin Şeyi
Minti Minti 2
Zamsalak

Filmleri…

1970- Cafer Bey
1971- Cafer Bey, Fakir ve Kibar
1974- Caferin’in
2004- Vizontele Tuuba
2007- Beyaz Melek
Büyük usta ve Projeleri ile birlikte yazı dizimi Noktalayarak hepinize iyi okumalar diliyorum. Bir sonraki yazı dizimde farklı sıradaki konu ile görüşmek üzere sağlıcakla kalın efendim.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu
Kapalı