Cumartesi , Mart 23 2019
Home / Raporlar / İşsizlik Fonu işveren teşvik fonuna dönüştürüldü
İşsizlik Fonu işveren teşvik fonuna dönüştürüldü
İşsizlik Fonu işveren teşvik fonuna dönüştürüldü

İşsizlik Fonu işveren teşvik fonuna dönüştürüldü

İşsizlik Fonu işveren teşvik fonuna dönüştürüldü AKP‘nin krizi öteleme ve sınıf üzerindeki baskıları artırma hamlelerinden biri olarak geçen İşsizlik Sigortası Fonu’ndaki değişiklikleri Kocaeli Üniversitesi‘nden Doç. Dr. Aziz Çelik‘le konuştuk. detaylar haberimizde…

İşsizlik Fonu işveren teşvik fonuna dönüştürüldü

İşçi sınıfı üzerindeki baskıyı daha da artıracak İşsizlik Sigortası Fonu‘ndaki değişiklikler, geçtiğimiz gün Resmi Gazete‘de yayımlandı. Meclis’te de çeşitli tartışmalara yol açan, İşsizlik Sigortası ücretlerinin işçiler tarafından ödendiği ve işsizler için kullanıldığı bir tabloya yol açan yeni yasayı Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden Doç. Dr. Aziz Çelik‘le konuştuk. Çelik, ekonomik krizin yıkıcı etkilerinin 31 Mart yerel seçimleri sonrasına ertelenmeye çalışıldığının altını çizerken, yasadaki değişiklikler için “Bu durum emeğin durumunu kötüleştirecek, refahını azaltacak ve gelir eşitsizliğini artıracaktır” dedi.

Çelik: “İşsizlik sigortası fonu işveren teşvik fonuna dönüştürüldü”

Çelik, Torba Yasa ile İşsizlik Sigortası Fonu‘nda değişiklikleri şöyle yorumladı:

İşsizlik Sigortası Kanunu’nda yapılan değişiklikle işverenlere yeni bir destek ve teşvik sağlanmış oldu. Ancak bu desteğin önemli yanı ücret desteği olması. Şimdiye kadar işverenlere genellikle sosyal güvenlik prim desteği ve vergi desteği sağlanıyordu. Ücret desteği pek rastlanan bir teşvik türü değildi. Bu değişiklikle Şubat-Nisan döneminde ilave olarak 9 ay süreyle istihdam edilecek işçilerin üç aylık asgari ücretleri İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacak. Bu teşvik işverenlere nakit olarak ödenmeyecek. SGK’ya olan prim borçlarından mahsup edilecek. Mahsup işleminin yapılması teşvikin karakterini değiştirmiyor. İşverenin ücret ödeme borcu (iş hukukunun işverene yüklediği en önemli yükümlülük) İşsizlik Sigortası Fonuna devredilmiş oluyor. İşverenin ücret borcunun İşsizlik Sigortası Fonuna devredilmesi işçinin alacağının Fon tarafından ödenmesi anlamına geliyor. Ortaya bir garabet çıkıyor. Ücretler işçiler tarafından ödenen ve işsizler için kullanılması gereken primlerden ödenmiş oluyor.

Bu yasa değişikliği İşsizlik Sigortası Fonunun işveren teşvik fonuna dönüştüğünü gösteriyor. İşsizlik sigortası fonundan işverenlere yapılan teşvik ve desteklerin tutarı işsizlere ödenen işsizlik ödeneğini aşmış durumda. Fonda biriken ve 130 milyar TL’ye yaklaşan miktar giderek atan biçimde işverenlere aktarılıyor.

“İşsizlik sigortası fonu yapay ve geçici istihdam yaratmanın bir aracı olarak kullanılıyor”

İşsizlik Sigortası Fonu yapay ve geçici istihdam yaratmanın ve işverenlerin işgücü maliyetlerini düşürmenin bir aracı olarak kullanılıyor. DİSK-AR’ın hesaplamalarına göre 2018 yılında işveren teşviklerinin işverenler tarafından ödenen primlere oranı yüzde 116’ya yükseldi. İşverenler 2018 yılında Fona yaptıkları 9,2 milyar TL tutarındaki prim ödemesine karşılık 10,7 milyar TL teşvik ve destek aldı. Böylece 2015 yılında yüzde 13,8 olan işveren teşvik ödemelerinin işveren prim ödemelerine oranı hızla yükselmiş oldu. İşveren teşvik ve desteklerinin toplam Fon gelirlerine oranı 2015’te yüzde 4,1 iken 2018’de yüzde 31’e yükseldi.

Oysa yapılması gereken işsizlik sigortası ödeneğinden yaralanma koşullarını yumuşatmak ve ödeneği hak etme koşullarını kolaylaştırmaktır. Örneğin son üç yıl içinde 600 gün olan yararlanma koşulu kriz koşullarında 180 güne indirilebilir. Böylece daha fazla işsiz işsizlik ödeneğinden yararlanabilir.”

“Fiyat artışları ücretleri eritmeye devam ediyor”

Doç. Dr. Aziz Çelik, işsizlik rakamlarının 4 milyona, yoksulluk sınırının 7 bin liraya ulaştığı bir tabloda, 31 Mart yerel seçimlerini, işçi sınıfı açısından da şöyle değerlendiriyor:

“Ekonomik krizin dolaysız sonucu emekçilerin yaşama ve çalışma koşullarının kötüleşmesi olarak ortaya çıkıyor. Krizin en vahim toplumsal sonucu hızla yükselen işsizliktir. Dar tanımlı işsiz sayısı 4 milyona, geniş tanımlı işsiz sayısı 6,7 milyona yaklaştı. İşsizliğin önümüzdeki aylarda ekonomideki daralmaya paralel olarak artacağını söylemek kehanet değil. Öte yandan fiyat artışları ücretleri eritmeye devam diyor. Yüksek enflasyonlu dönemler çalışanların reel ücret kayıplarının yüksek olduğu dönemlerdir. Krizde reel ücret kayıplarının devam edeceğini tartışma götürmez. Türkiye yüksek enflasyon, yüksek işsizlik ve ekonomik daralmayı bir arada yaşıyor. Enflasyon içinde küçülme diyebileceğimiz bu sürecin uzun süreceği ve krizden çıkışın zaman alacağı görülüyor. Bu durum emeğin durumunu kötüleştirecek, refahını azaltacak ve gelir eşitsizliğini artıracaktır.

“Krizin etkileri seçim sonrasına öteleniyor”

Öte yandan krizin etkilerinin 31 Mart sonrasına ötelendiği biliniyor. Dolayısıyla 31 Mart sonrası “kemer sıkma” politikalarının daha yoğun gündeme geleceği, kamu maliyesinin sıkılaşacağı ve fiyat artışlarının devam edeceğini öngörmek mümkün. Böylece krizin yakıcı etkilerinin yerel seçimler sonrası görüleceğini söyleyebiliriz.

İşçilerin yüzde 93’ünün toplu sözleşme kapsamı dışında olduğunu düşünecek olursak çalışanları krize karşı koruyacak sendikal şemsiyenin çok zayıf olduğu görülecektir. Öte yandan sendikal hareketin etkin bir mücadele yürütme kapasitesine sahip olmadığı görülüyor.”

Benzer haberler

Salıncakta da sallansanız V yaka süeter de giyseniz

Salıncakta da sallansanız V yaka süeter de giyseniz

Salıncakta da sallansanız V yaka süeter de giyseniz İslamoğulları; “Bugüne kadar kaç maske taktınız, sayamadık, …

Bir cevap yazın