Reklam Başlığı
İz Bırakanlar

çalışmadan yorulmadan öğrenmeden rahat yaşama yollarını itiyat

çalışmadan yorulmadan öğrenmeden rahat yaşama yollarını itiyat Zavallı meczupların yarattığı gündemin tek olumlu tarafı var… çalışmadan yorulmadan öğrenmeden rahat yaşama yollarını itiyat detaylar haberimizde…

çalışmadan yorulmadan öğrenmeden rahat yaşama yollarını itiyat

Atatürk’e bağlı, O’nun ilkeleriyle yaşayan biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bir kısmını uykularından uyandırdılar.
Mustafa Kemal’i ihmal edenlerin kendilerine gelmesine vesile oldular.

Bardağın dolu tarafı bu…

Madem yeri geldi; o beğenmedikleri, o sevmedikleri, o hakaret ettikleri Mustafa Kemal Atatürk’ün bazı sözlerini hatırlatayım.

Zaten işte O’nun bu ve benzeri vecizelerinden rahatsız o tipler ve sütre gerisinde sessizce olan biteni izleyen yancıları.
Bakın neler söylemiş Atatürk.

Mesela…

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden, rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar” demiş Atatürk.

Ya da bakın 1930’da hangi cümlelerin altına atmış imzasını:

“Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre malik olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetlerine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.

Vicdan hürriyeti, mutlak ve taarruz edilemez, ferdin tabii haklarının en mühimlerinden tanınmalıdır.”

Veya 1925’te sarf ettiği şu meşhur cümleleri:

“Baylar ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.”

Mesela cumhuriyetin ilan edildiği sene, 1923’teki şu sözleri:

“Bizi yanlış yola sevk eden soysuzlar bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep din kuralları sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz… Görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve kötülükten gelmiştir.”

Ve aynı Atatürk’ün yine 1923’te ve yine din ile Müslümanlık ile ilgili şu ifadeleri:

“Bizim dinimiz en makul ve en tabii bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur.”

“Bizim dinimiz, milletimize değersiz, miskin ve aşağı olmayı tavsiye etmez. Aksine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin değer ve şerefini muhafaza etmelerini emrediyor.”

“Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa halkın menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, İslamın menfaatine uygunsa kimseye sormayın. O şey dinidir. Eğer bizim dinimiz aklın mantığın uyduğu bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, son din olmazdı.

“Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla alakası olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler zamanın yeniliklerine uymayı kafir olmak sanıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış yorumu yapanların amacı, İslamların kafirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, beyinledir.”

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı