Reklam Başlığı
İz Bırakanlar

Kadına bakışın insanın asaletiyle eşdeğer olduğunu yaşam göstermiştir

Kadına bakışın insanın asaletiyle eşdeğer olduğunu yaşam göstermiştir İlk Türk Devletlerinde devletin başı Hakan, eşi Hatun ile devleti beraber yönetmiştir. Hatta erkekler ile birlikte savaşlara bile katılmıştır. Bu durum Dede Korkut boylarında açıkça belirtilmiştir. Kadına bakışın insanın asaletiyle eşdeğer olduğunu yaşam göstermiştir detaylar haberimizde…

Kadına bakışın insanın asaletiyle eşdeğer olduğunu yaşam göstermiştir

Türk kadınının toplumda çok önemli bir yeri vardır. Türk kadını aile ve toplum arasında köprüdür.

“Kadınların ruhsuz sayıldığı…”

Türk toplumunda kadın haklarını ele almak için öncelikle tarihimizi iyi incelememiz gerekir. İslamiyet öncesi Türklerde kadın büyük ölçüde erkekle eşittir. İlk Türk Devletlerinde devletin başı Hakan, eşi Hatun ile devleti beraber yönetmiştir. Hatta erkekler ile birlikte savaşlara bile katılmıştır. Bu durum Dede Korkut boylarında açıkça belirtilmiştir. Eski Türk boylarında kadına verilen önemin ön planda olduğu dönemlerde İslamiyet öncesi diğer ülkelerde ise kadının insan sayılmadığı, (Çin) koca istediği zaman kadının satıldığı, (İngiltere) kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, (Arabistan) yılandan, zehirden daha fena gözle bakıldığı, (Hindistan) kadınların ruhsuz sayıldığı, (Rusya) gibi devletlerde kadına insanlık dışı davranışlar görülmektedir.

“Cennet anaların ayakları altındadır”

İslam Dini yüksek bir ahlak, gerçek bir adalet anlayışı ile ortaya çıkmış bir dindir. Hz. Muhammed kadınlara daha yüce bir yer vermiştir: “Kadın erkekle eşittir ve toplumun bir yarısıdır”. “Karısının haklarını gözeten kimse iyi bir Müslümandır”. “Cennet anaların ayakları altındadır.” Sözleri kadına toplumda büyük önem verilmesinin açık delilidir. Ancak Araplar İslam dinini bilimsel bir şekilde anlayamadıklarından zaman zaman kadını arka plana atmışlardır. Arap ve Fars adetleri Türk kültürü içine girmiştir ve Türk kadınının da arka plana geçmesine neden olmuştur.

Atatürk’ün ideali kadını Büyük Millet Meclisi’nde görmekti…

Türk kadını 18. yüzyılda çok zor ve ağır şartlarda yaşamasına rağmen Kurtuluş Savaşında kadın-erkek büyük mücadeleler vererek topraklarımızı işgalcilerden kurtarmıştır. Türk kadınının modern bir topluma geçişi Atatürk’ün İnkılapları ile mümkün olmuştur.1934’de Türk kadını birçok Avrupalı kadınlardan çok önce Milletvekili, seçme ve seçilme hakkına, eşit vatandaş olma niteliğine yasal olarak kavuşmuştur. Böylelikle Atatürk Türk kadınının faaliyetini sadece eviyle ve çocuklarıyla tahdit etmemiş, memleketin kadın ve erkeğiyle birlikte çalışmalarıyla ilerleyebileceğini tespit etmiştir: “Türk kadınını ilmi, ahlaki, içtimai, iktisadi hatta erkeğin refik, muavini ve müzahiri yapmak, yoludur.” Türk Medeni Kanunu kadın hakları bakımından Atatürk’ün getirdiği değişiklikler tek evlilik, boşanmada eşitlik ve velayette eşitlik, mirasta eşitlik, Atatürk’ün ideali Türk kadınının erkeklerle yan yana var gücüyle çalışmak, kadını Büyük Millet Meclisinde görmekti.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı