Sağlık

KOÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde kornea hırsızlığı yargıda

Kocaeli Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 10 yıl görev yapan Celil Baş, kornea hırsızlığı hakkında konuştu

KOÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde kornea hırsızlığı yargıda … Baş; “Morg biriminde göz doktorların personel giriş kapısından değil de morgun içinden açılabilen ve cenazelerin teslim edildiği arka kapıdan girmeleri dikkatimi çeken durumdu” dedi. detaylar haberimizde…

KOÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde kornea hırsızlığı yargıda

Kocaeli Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 10 yıl görev yapan Celil Baş, kornea hırsızlığı yapıldığını ileri sürdü

Kocaeli Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2002 ve 2012 yılları arasında teknisyen olarak çalışan ve göz kornealarının alındığına şahit olduğunu ileri süren Celil Baş, “Morgun içerisinde bulunan otopsi odasındaki lavaboda bulaşıkları yıkamak için gittiğimde doktorların sedyenin üzerinde cenazeye işlem yaptıklarını gördüm. Beni görür görmez çıkmamı istediler” dedi.

Kocaeli Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin morgunda hayatını kaybeden kişilerin göz kornealarının izinsiz olarak alındığı iddiasıyla ilgili hukuki süreçte karar çıktı. Danıştay, iddiaların yeterince araştırılmadığını belirterek soruşturmanın yeniden yapılmasına hükmetti. Kocaeli Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin morgunda hayatını kaybeden kişilerin göz kornealarının ailelerinden izinsiz olarak alındığını ileri süren, 2002, 2012 yılları arasında hastanede teknisyen olarak çalışan ve göz kornealarının alındığına şahit olduğunu ileri süren Celil Baş, basın açıklaması yaptı.

“Olayların şahidiyim”

Celil Baş, “Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde temizlik personeli kadrosunda görev yaptım. Görev yaptığım yıllar içerisinde dönem dönem morg biriminde gelişen olaylara şahit oldum. Morg biriminde göz doktorların personel giriş kapısından değil de morgun içinden açılabilen ve cenazelerin teslim edildiği arka kapıdan girmeleri dikkatimi çeken durumdu. Yine bir gün arkadaşlarla morg biriminde çay içtik. Bulaşıkları yıkamak için morgun içerisindeki otopsi odasında bulunan lavaboda bulaşıkları yıkamaya gittiğimde otopsi odasında doktorların sedyenin üzerinde cenazeye işlem yaptıklarını gördüm. Beni görür görmez çıkmamı istediler. Şahit olduğum bu durumu orada çalışan personelle de paylaştım” dedi.

“Başsavcılığa ihbar ettim”

Baş, “Bu duruma dönem dönem personel arkadaşların da şahit olduğunu öğrendim. 2011 yılının kasım ayında morg biriminde görevli memur Yalçın Gül’e durumu anlattık. Kendisi de bu olayla çok ciddi şekilde ilgilendi ve morgda olayı araştırdı. Daha sonra hastane yönetimini haberdar etti. Yönetimle yapılan görüşmede, durumdan haberdar olduklarını, ‘Yasal olmayan bir uygulama yoktur’ dediklerini bize aktardı. Vefat edenlerden kayıtsız bir şekilde kornea alımı ve bundan cenaze yakınlarının bilgisinin olmayışı bizlere doğru gelmedi. Görgü tanıkları olarak vicdanen rahatsız olduk. Şahit olduğumuz bu olaylarla ilgili çevremizi haberdar ederek, hukuki durumunu araştırarak ve görgü tanıklarının rızasını alarak yaşananları Cumhuriyet Başsavcılığı’na ihbar ettim. Bu dosyada olaya şahit olan bizlerin hiçbir şahsi menfaatimiz yoktur. Tamamen kamu menfaati söz konusudur” diye konuştu.

“Olayları örtbas ettiler”

Celil Baş açıklamasını şöyle sürdürdü: “Eğer ki yasadışı yollarla cenazelerin korneaları alınmış ise ‘Nakledilen kişilere göz nuru dağıtılmış, bu sevaptır’ denilemez. Kornealarla ilgili internette ve piyasada 250 bin lira gibi alt rakamlarla satın alınan ve müşterisi bulunan korneaların ve organ ticaretinin yasadışı örgütlerin elindeki en önemli gelir kaynaklarından biri olduğu tüm dünyada bilinen bir gerçektir. Bu olayla ilgili savcılık haricinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Başvuru Komisyonu’na şikayet dilekçesini verdim. Şu ana kadar tarafıma herhangi bir dönüş yapılmadığı gibi herhangi bir soruşturmada açılmadı. Oysa ki kamu ve devletin bekası ile ilgili her türlü şikayet resmi makamlar tarafından titizlikle soruşturulmalı ve araştırılmalıdır. Nitekim bu konunun üniversitede dillendirilmesinden üç ay sonra hastane yönetimince olayın yaşandığı morg birimine özel düzenekli gizli kameralar kurdurularak bizleri sistem dışına çıkarmak, olayları örtbas etmek yoluna gitmişlerdir.

“Tehdit edildim”

Gizli kamera çekimlerini yaptıran, kayıt altına alan ve 2012 mayıs ayında müdür odasında beni tehdit ederek istifaya zorlayanlar, kayıtsız kornea alımını bilen ve göz yuman kişilerdir. Bu tezgahı kuran hastane başhekimi ve iki müdür ceza mahkemesinde yargılanmış ve özel hayatın gizliliğini ihlal ve görevi kötüye kullanmaktan ayrı ayrı ceza almışlardır. Yukarıda izah etmeye çalıştığım olaylar tamamen doğrudur. Olayın ortaya çıktığı 2011 yılından bugüne kadar dilekçede belirtilen deliller hiçbir şekilde araştırılmadan, şahsım ve tanıklarım dinlenmeden olayın kapatılması ve bireysel menfaat yoktur denilmesi dosyanın örtbas edilmesi demektir”

“Konuyu Danıştay’a taşıdım”

Celil Baş, “Kocaeli Üniversitesi yönetimi Kocaeli 2. İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi’nin kararına rağmen iki defa soruşturmayı kapatarak men-ı muhakeme kararı vermiştir. Israrla konunun takipçisi olmamız ve konuyu Danıştay’a taşımamız sonucunda; Danıştay ilgili dairesi Kocaeli Üniversitesi yönetimine tokat gibi cevap vererek; yasa ve mevzuatlara uygun soruşturulma yapılmadığını, dosyada beyan edilen suçlamalarla ilgili belge, bilgi ve ifadelerin ivedilikle araştırılmasını, ‘men-muhakeme veya lüzum-u’ muhakeme kararının bu çerçevede verilmesini karara bağlamıştır. Kocaeli Üniversitesi’nin atamış olduğu soruşturmacının yapacağı soruşturma ve inceleme sonucunu beklemekteyiz. Çıkacak sonuca göre hukuki süreci takip ederek, buna göre hareket edeceğiz. Kamuoyuna saygılarımızı sunarız” ifadelerini kullandı.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı