Ünal Atabay

PKK/KCK Terör Örgütü’nün Doğu Karadeniz Sevdası

PKK/KCK Terör Örgütü uzun yıllardır Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde terör eylemlerine devam ederken zaman zaman Doğu Karadeniz Bölgesi’nde de eylemlerde bulunduğunu görmekteyiz. Son olarak 16 Mayıs 2017 tarihinde Trabzon/Maçka kırsalında çıkan çatışmada bir uzman çavuşumuz şehit olmuştur.

PKK/KCK Terör Örgütü’nün Doğu Karadeniz Sevdası

İlk akla gelen; “PKK ne arıyor Maçka’da? Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni anladıkta, bu bölgede ne yapmak istiyorlar” diye insan kendine bu soruyu sormadan duramıyor.
Terör örgütü bölgede 1990’lı yıllardan beri aktifdir. Niçin buraları mesken edinmek istemiştir? Bunların cevabını öncelikle bölgenin stratejik öneminde bulmak mümkündür.
Tarihsel geçmişiyle insanlığın ilk dönemlerine kadar uzanan Karadeniz Bölgesi, sahip olduğu stratejik konumu itibariyle eski çağlardan beri önemli görevler üstlenmiştir.

Karadeniz Bölgesi, Hazar Havzası enerjisinin batıya uzanmasını kolaylaştıran bir çıkış kapısı olma özelliğindedir.

Doğu-Batı hattında köprü görevi taşıyan bölge; Kimmerlere, İskitlere, Urartulara, Greklere, Perslere, Romalılara ve Pontuslara ev sahipliği yapmıştır. Tüm bunlarla birlikte büyük güç mücadelelerinin hep merkezinde yer almıştır.
Oyuncular değişmekle birlikte, içinde bulunduğumuz süreçte de stratejik ve jeopolitik konumuyla küresel güçlerin hedefinde olma özelliğini sürdürmektedir. Karadeniz Bölgesi, Hazar Havzası enerjisinin batıya uzanmasını kolaylaştıran bir çıkış kapısı olma özelliğindedir. Küresel güç odakları; Orta Doğu’nun önemi kadar ve hatta bu önemi tamamlayıcı unsur olarak Karadeniz-Hazar-Orta Asya ekseninin coğrafi konumu üzerinde hesaplar yaptıkları düşünülmektedir.

İçinde bulunduğumuz yüz yılda dünya; ciddi çatışmaların yaşanabileceği, Orta Doğu’da ve Orta Asya’da siyasi ve ekonomik şekillenmelere sahne olacağa benzemektedir. Bu coğrafyada önemli güç mücadelesinin süreceği ve bu nedenle bölgesel ülkelerin saflarının şimdiden belli olmaya doğru evrildiğini söylemek mümkündür.
Söz konusu eksen; Rusya’nın güneye sarkmasına, Çin’in enerji havzasına uzanmasına engel olabilecek stratejik bir kontrol hattıdır. Bu kuşak, enerji hatlarının konrolünü sağladığı kadar yeni dünya düzeninde Ermenistan’a biçilecek rol için de önemli coğrafi konumu kapsamaktadır.

“Orta Asya Birliği”…

Diğer taraftan ABD, uzun vadede Rusya ve Çin etkisini ortadan kaldırmak ve bu coğrafyanın zenginliklerinden istifade için 1994 yılında kurulan ve 2005 yılında fiilen ortadan kalkan “Orta Asya Birliği” ni (Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan) yeniden tesis etmek istediği düşünülmektedir. Bu birliğe Türkiye o dönemde de dahil edilmemiştir. Yine aynı şekilde dahil edilmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. İşte bu noktada Karadeniz-Kafkasya Havzası-Orta Asya’nın küresel güç odaklarınca vazgeçilmezliği öne çıkmaktadır.
Türkiye’siz “Orta Asya Birliği” nin oluşturulması halinde, Anadolu’nun Orta Asya ve Kafkasya Coğrafyası ile bağının fiziken koparılması demektir. Bu durum, PKK’nın Doğu Karadeniz faaliyetleri ile birlikte mütalaa edildiğinde, Ermenistan’nın ve Sözde Kürdistan’ın Karadeniz’e çıkışının sağlanması düşüncesi yatmaktadır.
Tüm bu niyetlerin Doğu Karadeniz bölgesinde birleşebilmesi için; eski Rum-Pontus hayalinin canlandırılması, Ermenistan’ın denize çıkış iştahının kabartılması, sözde Kürdistan’ın Akdeniz’e alternatif denize çıkış hayalinin yaşatılması gerektiği bir gerçektir.

PKK üzerinden bölgede Rum-Pontus altyapısı hazırlanmakta

Karadeniz Bölgesi başlangıçta sözde Kürdistan haritasında bulunmamaktaydı, bu durum Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında değişen koşulların diğer küresel odaklara sunduğu imkanın değerlendirilmesinden başka bir şey değildir.
Gelinen noktada, büyük stratejik hamlenin önemli ayağını oluşturan Doğu Karadeniz Bölgesi’nin kontrolü ile ne sağlanmak istenmektedir?
– PKK üzerinden bölgede Rum-Pontus altyapısı hazırlanmakta ve Türkiye’nin Kafkasya bağı kesilmek istenmekte,
– Sözde müstakbel Rum-Pontus sahasına komşu olacak şekilde, gelecekte Ermenistan ile birlikte sözde Kürdistan’ın Artvin üzerinden Akdenize alternatif denize çıkışı arzulanmakta,
– Böylece Türkiye’nin, oluşabilecek bir “Orta Asya Birliği” ile bağlarının tamamen kopartılması ve Anadolu’nun yanlızlaştırılması düşünülmektedir.
Görüldüğü gibi bu stratejik hamle Orta Asya’ya kadar uzanmakta, bir taşla üç kuşun vurulması hedeflenmektedir. İşte büyük oyunun önemli parçası da budur.

“Kuzeye İlerleyiş”…

Söz konusu oyun, PKK üzerinden yürütülmektedir. Oyunun tezgahlandığı bölge Doğu Karadeniz bölgesidir.
PKK, Doğu Karadeniz Bölgesi’ne “Kuzeye İlerleyiş” adı altında 1993 yılında girmiş ve bu yılda; öncelikle bölgenin mücadeleye uygunluğu ve iş birlikçi ağının tesisine yönelik keşif-istihbarat çalışmasında bulunmuştur.
Nitekim PKK, 1993 yılında yapılan keşif-istihbarat çalışması sonrasında bölgedeki alt yapının kendi lehlerine hizmet edebilir durumda olduğuna kanaat getirilmesini müteakip, Doğu Karadeniz’e yerleşme kararını 1994 yılında gerçekleştirdiği III’üncü Konferansın’da almıştır.

Örgüt o dönemde, Karadeniz’e açılma planını; “TC’nin, Karadeniz’in etnik zenginliğinin üzerine döktüğü betonu kırarak, altındaki etnik zenginliği ortaya çıkaracağız” sözleriyle açıklamıştır.
Burada ifade edilmek istenilen etnik zenginlik nedir? örgüt, esas niyetlerinden birini burada açıklığa kavuşturmaktadır. Üzeri betonla örtülenler sözde Rum-Pontus’dan başka bir şey değildir.
1995 yılında Irak Kuzeyi Haftanin’de gerçekleştirdiği 5’inci Kongresin’de “…savaşın ülke geneli de göz önünde bulundurularak bütün sahalara yayılmasını…” şeklindeki karar gereği olarak 1997 den itibaren Karadeniz’de eylemlerini başlatmıştır.

Terörist başı Öcalan, İmralı duruşmalarında bölgeye ilişkin verdiği ifadesinde şöyle diyordu; “… Karadeniz’de Ayhan (K) sorumluluğunda (40-50) civarında bir bölük DHKP-C ile iç içedir…, Karadeniz’e açılımda amaç; TİKKO, TDP, DHKP/C ve PKK’nın müşterek eylem kararı alınmasıyla bu bölgeye açılım yapıldı…, Karadeniz
Bölgesi’nde DHKP-C ile bir anlaşmamız oldu. Bu anlaşma Avrupa’da yapıldı. Ancak yürümedi…”
Öcalan’ın İmralı yargılamaları gerekçeli kararında da; “…1995 yılında yapılan 5’inci Kongre’de örgütün Karadeniz ve Toroslar Bölgesi’ne açılması kararını alması üzerine silahlı faaliyetlerin bu bölgelere taşındığı…” şeklinde belirtilmiştir.

PKK Doğu Karadeniz’e açılmak suretiyle, kuzey hatta eylem kuşağı oluşturarak taktik anlamda; mücadele alanını genişletmek, güvenlik güçlerinin gücünü dağıtmak, eylem sahasını genişletmek ve halk üzerinde korkuyu yurt sathına yaymak, Gürcistan-Ermenistan hattında bir koridor oluşturarak buraları lojistik, silah ve mühimmat ikmalinde kullanmak amaçlarıyla yaparken, stratejik anlamda ise; Rum-Pontusu canlandıracak alt yapıyı oluşturmaktır.

Yukarıda da ifade edildiği gibi, PKK Terör Örgütü’nün bir kısım unsurları söz konusu bölgede sözde Kürdistan mücadelesi için dolaşmamaktadır. PKK bu bölgede, “Karadeniz Gücü” yapılanması maskesi altında Rum-Pontus’un alt yapı çalışmaları için taşeronluk hizmeti yapmaktadır. PKK’nın meşhur Karadeniz açılımı stratejisinin altında temelde gizli pontusçuluk faaliyeti bulunmaktadır.

PKK Terör Örgütü Karadeniz’deki söz konusu illerde ne arıyor

Karadeniz gücünü oluşturan teröristler; Amasya, Samsun, Çankırı, Tokat, Giresun, Ordu, Gümüşhane, Trabzon ve Artvin il sınırları içerisinde küçük gruplar halinde dolaşmaktadırlar. Örgütün bu illerdeki faaliyetleri, ayrılıkçı Kürt etnik mücadelesinin dışında çok başka şeyler ifade etmektedir.

PKK Terör Örgütü Karadeniz’deki söz konusu illerde ne arıyor olabilirler? Bu güçlerin bölgede hangi köylerle, kimlerle irtibat halinde olduğu ve faaliyetleri yakından takip edildiği takdirde Kürtçülük maskesi altında asıllarını saklayan ama hainane düşüncesinden asla vazgeçmeyen ayrılıkçı kripto Rumlarla birlikte nasıl pontusçuluk alt yapısının hazırlandığı görülecektir.

Bu bölgede PKK ile elbirliğinde pontusçuluk faaliyeti olduğundan hiç şüphe yoktur. Pontusçuluk PKK kadar tehlikelidir. Bugün için sönümlenmiş gibi görünen ancak derinden sinsice çalışmalar yapıyor olabilecekleri üzerinde durularak yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerini yakından izlemek gerekmektedir. Uluslararası alandaki örtülü girişimlerini yakından takip etmedikçe tehdit kapıya dayandıktan sonra geç kalınmış olacaktır.

Sonuç olarak;
Türkiye’nin Orta Asya-Kafkaslar üzerinden güvenlik politikası yeni bir konsept ile ele alınmalı.
Söz konusu stratejik önlemin yanı sıra, bir taraftan da PKK’nın Doğu Karadeniz faaliyetleri güvenlik-istihbarat boyutunda yakından takip edilmeli. Ve diğer taraftan da yöre halkının bu tehdit karşısında uyanık olunması yönünde bilinçlendirilmesi faaliyetlerinde bulunulmalıdır.
————
Der. M.Turgut Demirtepe, Orta Asya ve Kafakasya’da Güç Politikası, USAK Yayınları:16, Ankara, Nisan-2008, S.40.
www.milligazete.com.tr › Gündem › “Karadeniz PKK’ya Kabus Oldu”, 01 Ekim 2016, Milli Gazete.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, Esas:1999/98, İddianame No:1999/78, s.49.
www.milligazete.com.tr › Gündem › Karadeniz PKK’ya kabus oldu 01 Ekim 2016 Milli Gazete.
PKK V’nci Kongre Kararları, Weşanên Serxwebûn 72, 2’nci baskı, 1995, s.66.
https://hasanbalcibelgeleri.wordpress.com/2012/02/, “Abdullah Öcalan İfade Tam Metni” , 07 Şubat 2012.
2 Nu.lı Devlet Güvenlik Mahkemesi, Esas No:1999/21, KararNo:1999/73.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
[bws_google_captcha]