Mustafa Göksel

Erol Taş – kötü adamların iyi yürekli şahı

Erol TAŞ’ın o efsane kötü kahkahası ve sinsi gülüşü ile ona ses veren Mehmet Ali Erbil’ in babası usta Sanatçı Saadettin Erbil’dir. Kendisi yaklaşık 38 yıl kadar Erol Taş’ a sesini vermiştir.

Erol Taş – kötü adamların iyi yürekli şahı … “Erol Taş 28 Şubat 1926 tarihinde Erzurum’ da doğdu. İki yaşındayken babası Hamza bey vefat edince arkasından Annesi Nefise hanım ile birlikte İstanbul’a taşındılar…”
Mustafa Göksel – akarhaber.com

Erol Taş – kötü adamların iyi yürekli şahı

Sevgili Arkadaşlar saygıdeğer okurlarım. Yeşilçam ve Türk Sinemamızın kötü adamları yazı dizimde 3. Bölümde sizlerleyim. Bu yazımda sizlere kötü adamların en iyi yüreklisini sevgili Erol Taş amcamızı ve onun yer yer acılarla dolu çileli hayatını anlatacağım.

O sinsi gülüşü ve kötü, pislik rolleri, yerine göre şiddet taciz boyutunda izleyen izleyicinin tepkisi sadece film bitene kadar sürerdi. Çünkü kendisinin ne kadar sevecen, yardımsever ve iyi yürekli bir insan olduğunu hepimiz biliyorduk.

Erol Taş 28 Şubat 1926 tarihinde Erzurum’ da doğdu. İki yaşındayken babası Hamza bey vefat edince arkasından Annesi Nefise hanım ile birlikte İstanbul’a taşındılar. Küçük yaşta belirli bir süre sonra ailesine yardım etmek için okuldan ayrılıp çeşitli işlerde çalıştı.

O dönem boksörlükte yapan Erol Taş 1947 senesinde İstanbul ve Türkiye ikinciliğini kazandı. Aynı yıl askere gitti. Sonrasında Cankurtaranda bir iplik fabrikasında çalışmaya başladı. Sinemaya tesadüf sonucu girişi de bu dönemde oldu.

“Bir kavga sahnesi var, gelsin oynasın”

Sinemaya tesadüfi girişini şöyle anlatır sanatçı: “Lütfi Akad o bölgede bir film çekiyordu. Biz de işten kaytarıp çekimleri izliyorduk arkadaşlarla. Günlerce süren çekimlerden birinde mahallede oturan birkaç serseri, film ekibine musallat olup onları rahatsız etmeye başladı. Film ekibini korumak için birkaç arkadaşımla birlikte, serserilerle kavgaya giriştik ve Lütfi Bey’in yanında onlara bir güzel dayak çektik. Serseriler toz oldu tabi. Lütfi Akad daha sonra haber göndermiş bana, ‘Bir kavga sahnesi var, gelsin oynasın’ diye. Böylece sinema hayatım başladı. Filmdeki rolümü diğer yönetmenler de beğendi ve ardı ardına teklifler gelmeye başladı.”

Sinemaya ilk defa 1957 senesinde Mümtaz Alparslan’ın çektiği ‘Acı Günler’ filmi ile girdi. Başlangıçta filmlerde figüranlık ve küçük roller ile görüldü. Sonrasında kısa zamanda yıldızı parladı. Bir sene sonra 1958 senesinde Metin Erksan’n Çektiği ‘Dokuz Dağın Efesi’ filminde bir çobanı canlandırdı.

Bir sene sonra Dokuz Dağın Efesi (1958 – Metin Erksan) filmde bir çobanı canlandırdı. Bu filmi takip eden senelerde ise, Dikenli Yollar (1958 – Nişan Hançer), Peçeli Efe (1959 – Faruk Kenç), Şoför Nebahat (1960 – Metin Erksan), Köyde Bir Kız Sevdim (1960 – Türker İnanoğlu), Dişi Kurt (1960 – Ömer Lütfi Akad) ve Gecelerin Ötesi (1960-Metin Erksan) gibi birçok filmde çeşitli karakterleri canlandırdı. Yine 1964 yapımı Metin Erksan’ın yönettiği ’Susuz Yaz’ filmindeki karakteri ile de akıllarda kalmıştı. Oradaki kötü karakteri öyle yer etmişti ki. Rahmetli Erol Taş ‘filmdeki vicdan azabıyla pişmanlığımı ifade etmek için son sahnede 5.5 aralıksız saat ağladım’ açıklamasında bulunmuştu.

“Ramon adlı eşkıya…”

1968 yapımı Yılmaz Atadeniz’in yönettiği ‘Yılmayan Şeytan’ filminde Dr. Şeytan’ı oynadı. Dr. Şeytan, “Tanyant” madenini kullanarak bir robot icat eder. Amacı ürettiği robotlarla dünyayı ele geçirmektir. Ancak filmin sonunda kısa devre yapan robotu tarafından öldürülür. Çeko’nun (1970 – Çetin İnanç) konusu ise 1875 senesinde Meksika’da geçmektedir. Ramon adlı eşkıya, köylülere türlü işkenceler yapmakta ve cinayetler işlemektedir.

Maskeli Beşler ve Maskeli Beşler’in Dönüşü’nde ise yine Ramon adı ile Meksikalı bir general rolündedir. Kızıl Maske’de (1968 – Tolgay Ziyal) müze müdürü, Küçük Kovboy’da (1973 – Guido Zurli) çiftlik kahyası, Hakanların Savaşı’nda ise (1968 – Mehmet Arslan) Kubilay Han rolünü oynamaktadır.

Ali Cello…

Ömer Lütfi Akad tarafından 1966 yılında çekilen Hudutların Kanunu’nun konusu Güneydoğuda bir sınır kasabasında geçmektedir. Toprak verimsizdir ve tek geçim yolu kaçakçılıktır. Kaçakçı olmamak için direnen Yılmaz Güney’in aksine Erol Taş yani Ali Cello çareyi bu işte bulmuştur. Sınırdan kaçak hayvan geçirmektedir fakat sonunda bir çatışmada vurularak öldürülür.

Erol Taş ve Hulusi Kentmen

1968 senesinde Nuri Ergün tarafından çekilen “Dertli Pınar” ise Taş’ın ağa tiplemeleri için örnek gösterilebilir. Mahmutoğlu Hilmi Ağa köylünün toprağını çeşitli dalaverelerle hatta silah zoruyla elinden almakta ve çevresindeki herkese hükmetmektedir. Daha fazla toprağa sahip olma tutkusu saplantı haline gelmiştir. Bunun için yapamayacağı şey yoktur. Ancak her şey planladığı gibi gitmez. Tüm çabasına rağmen sonunda yenildiğini anlar ve suçunu itiraf eder. Oyun düzeyinin vasat olduğu bu filmde Taş abartılı olduğu kadar da kontrolsüz bir oyun sergilemektedir.

ÖNEMLİ ROLLERİ

1960 yılı yapımı “Gecelerin Ötesi”, oyunculuk kariyeri için önemli bir fırsat oldu sanatçı için. Henüz sinemaya yeni yeni ısınmaya başlayan Taş, bu filmle Metin Erksan’la tekrar çalışma fırsatı buldu. Ekrem (Erol Taş), bu filmde aynı çevreden gelen, farklı endişe ve tutkularını ortak bir eylemde birleştiren altı kahramandan birisidir. Uzun yıllar bir tekstil fabrikasında işçi olarak çalışmış geriye dönüp baktığında fazla bir yol alamadığını görmüştür. Bu ezik yaşantısından doğan bunalımı, isyanı onu diğer beş arkadaşı ile birlikte soygun fikrinde harekete geçirmiştir. Fakat sistemin hazırladığı son bu filmde de değişmemektedir.

Erol Taş, bir başka önemli rolünü 1964’te Orhan Elmas’ın yönettiği “Duvarların Ötesi” filminde oynadı.

Özelikle Erol Taş 70 ve 80’li yıllarda Cüneyt Arkın ve Kadir İnanır gibi aktörlerin polisiye veyahut mafya teşkilatı ve aksiyon dolu filmlerde Hep başroldeki kahraman karakterin sevdiklerine zarar veren bir Teşkilat lideri, Bir mafya babası, kötü ir karakter olarak görmüştük.

Erol taş genç yaşta sevgili eşini kaybedince çocuklarına hem ana hem aba olup onları büyütüp okutarak hayata kendisi kazandırmıştır. Cankurtarandaki Kahvesinde sayısız eşini dostunu ağırlamış. Filmlerin efsane aktörüyüm demeden omuzunda havlusu ile çaylarını kendisi dağıtmıştır. Hatta kendisi kahveyi satın alışının hikayesini şöyle anlatıyor.

Küçükken mahallelerindeki kahvenin sahibi İstanbul’ un namlı kabadayılarından Arap Sabri imiş. Birkaç kez irisi gözüne takılmış. Sürekli o kafayı taktığı kişiyi dikizlerken kahvede ne diye ortamı bozuyor diye Arap Sabri çocukken onu döver. Oda eve gidince babası sorar kan revan içinde kim bu hale getirdi seni diye. Erol Taş’ ta baba Sabri amca dövdü deyince bir tane de babası patlatır. Kimbilir ne halt ettin de Sabri abi seni dövdü diye. O dayaktan sonra gel zaman git zaman o kahveyi Sabri amca’ dan sonra satın aldım demişti.

“Uzun seneler bir tekstil fabrikasında işçi olarak çalıştı”

1960 yapımı “Gecelerin Ötesi” oyunculuk kariyeri için önemli bir fırsat oldu. Bu film sayesinde Metin Erksan’la yeniden çalışma fırsatı buldu. Ekrem, bu filmde aynı çevreden gelen, farklı endişe ve tutkularını ortak bir eylemde birleştiren altı kahramandan birisidir. Uzun seneler bir tekstil fabrikasında işçi olarak çalışmış geriye dönüp baktığında fazla bir yol alamadığını görmüştür. Bu ezik yaşantısından doğan bunalımı, isyanı onu diğer beş arkadaşı ile birlikte soygun fikrinde harekete geçirmiştir. Fakat sistemin hazırladığı son bu filmde de değişmemektedir.

Erol Taş’ın yer aldığı bir başka önemli yapım ise, Necati Cumalı’nın romanından 1963 senesinde Metin Erksan tarafından filme alınan “Susuz Yaz” oldu. Bu filmde Hülya Koçyiğit ve Ulvi Doğan ile bir üçleme çizen Taş, Osman karakterini canlandırdı.

1964 senesinde Orhan Elmas’ın yönettiği “Duvarların Ötesi” isimli filmde oynadı. Filmde müebbet hapse mahkum edilen Babaç (Erol Taş), kendisi gibi müebbet yiyen ya da idamlık altı arkadaşı ile hapisten kaçar. Amaçları özgür olabilmek, koğuşun dışında rahat bir nefes alabilmektir. Fakat kendilerine seçtikleri sığınak da hapishaneden daha farklı değildir onlar için. Aslında nereye kaçarlarsa kaçsınlar her yer bir hapishanedir onlara. Çünkü sistem tarafından suçlanmış toplum tarafından da dışlanmaktadırlar.

İYİ ADAM ROLLERİ – Erol Taş – kötü adamların iyi yürekli şahı

Sinemada kötü adam rolleri ile bilinen sanatçı, bu tiplerin dışına çıktığı filmlerde, aslında her tür karakteri rahatlıkla oynayabileceğini de ispatlamıştı. Zaman zaman da olsa oynadığı iyi tiplerle seyirciyi şaşırtmıştır. Bir başka Akad filmi olan “Ana”da Taş, bu kez kötülükten kaçmaktadır. 1967’de çekilen ve Türkân Şoray’la başrolü paylaştığı Ana filmi onun az rastlanan iyi adam tiplemeleri için gösterilecek ilginç bir örnektir.

Bir başka örnek ise, 1992 yılında çekilen, Mehmet Tanrısever’in yönettiği “Sürgün” filmidir. Erol Taş, sinemada rol bulduğu bu son filminde, kurtuluş savaşını görmüş yaşamış eski bir çavuşu oynamaktadır. Üniformasını üzerinden hiç çıkarmayan Süleyman Çavuş, göğsünde taşıdığı istiklal madalyası ile de büyük gurur duymaktadır. Çatak köyüne gelen öğretmenin (Bulut Aras) yeniliklerine sıcak bakar, ona yardımcı olur. Hatta köyün muhtarına karşı onu savunur. Öğretmenin köyden sürgün edilmesini engellemek için köy halkıyla birlikte kaymakamlığa gitse de bu işe yaramaz. Bunun üzerine çavuş gururla taşıdığı istiklal madalyasını çıkarır ve köyden ayrılan öğretmene verir.

Erol TAŞ’ın o efsane kötü kahkahası ve sinsi gülüşü ile ona ses veren Mehmet Ali Erbil’ in babası usta Sanatçı Saadettin Erbil’dir. Kendisi yaklaşık 38 yıl kadar Erol Taş’ a sesini vermiştir.

BAŞROL OYNADIĞI FİLMLER

Yaklaşık 600 filmde irili ufaklı çeşitli roller alan Erol Taş, oynadığı filmlerin altısında ise başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkıyor: “Mapushane Çeşmesi” (1964-Suphi Kaner), “Kanlı Kale” (1965-Yavuz Yalınkılıç), “Efenin İntikamı” (1967-Yavuz Yalınkılıç), “Eşkıya Kanı/Hakimo” (1968-Yavuz Figenli), “Konuşan Gözler” (1965-Hicri Akbaşlı), “Katırcı Yani Efenin Definesi” (1967-Yavuz Yalınkılıç)
Erol TAŞ bunca kötü rollerin yanında iki tane televizyon dizisinde de rol almıştı.

Önce TRT ekranlarında yayınlanan ‘İz Peşinde’ dizisinde Başkomiser Ahmet karakterini, 1992 yılında polis dizisini çekti, 1995 yılında Fırtınalar dizisinde ‘Emrullah Bulut’ ve Bizim Ev dizisinde de Mafya Babası Nihat karakterini canlandırmıştır. 1996 yılında da Hüzün çiçeği dizisinde rol almıştır. Ölümünden önce rol aldığı son proje ‘Yaşama Hakkı’ Sinema Filmi olmuştur.

AİLESİ

İlk eşi Hafize Taş’tan Metin Tanju ile Güler ve Gönül adlarında bir ikizleri olan Erol Taş, eşinin 1965 yılında vefatından sonra Konya’nın ünlü yün tüccarlarından Süleyman Erşan’ın kızı ve aynı zamanda teyzesinin çocuğu olan Elmas Erşan ile evlenir. Bu evliliğinden 1968 yılında Müjgan adında bir kızı olan Erol Taş, 8 Kasım 1998 tarihinde İstanbul’da geçirdiği bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

ÖDÜLLERİ

• 1965 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Duvarların Ötesi
• 1968 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, İnce Cumali
• 1975 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Diyet
• İzmir Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Sahildeki Ceset
• Turizm Bakanlığı, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Susuz Yaz
• Acapulco Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Susuz Yaz
Bizde büyük ustaya rahmetler diliyoruz. Hepinize bilinçli miraslar alacağınız okumalar diliyorum.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı