Ünal Atabay

Altı Buçuk Cephede Savaşa-Çatışmaya Hazır Olmak (Türkiye) – 2

Altı Buçuk Cephede Savaşa-Çatışmaya Hazır Olmak (Türkiye) -2 Türkiye, bulunduğu coğrafi konumu gereği sınırlarında birden fazla cephede aynı anda bir kriz yaşaması ve/veya savaş-çatışma durumunda olması ihtimali yüksek bir ülkedir. Altı Buçuk Cephede Savaşa-Çatışmaya Hazır Olmak (Türkiye) -2 detaylı haber makalemiz… Ünal Atabay tarafından yazıldı.

Altı Buçuk Cephede Savaşa-Çatışmaya Hazır Olmak (Türkiye) -2

Genel

Ortadoğu bölgesinde sayısız çıkar çatışmaları bulunmaktadır. Muhtemelen yapılacak tüm ittifaklar kısa ömürlü olacaktır.[3]İttifak yapmadan tarafsız kalmak da bir hal çaresi olabilir, bu durum bölgede süratli gelişmelere ayak uydurulması bakımından ileride beklenmedik bir şekilde ortaya çıkabilecek ittifaklara geçiş kolaylığı sağlayabilecektir.

Diğer taraftan, başlangıçtan itibaren ittifaklarda yer almak ve etkin olmak ise, yeni gelişmelere göre değişen ittifaklar içinde rol almak zor bir durum olabilirken, ittifak içerisinde dengeli ve/veya ittifaklar arasında dengeli ve öngörülü tutumlar ülkemizin hareket kabiliyetini şüphesiz rahatlatacaktır.

Arap Coğrafyası’nda oluşabilecek muhtemel cephelerin; milliyetçilikten ziyade mezhepsel farklılıklar üzerine tesis edileceği, mezhepsel sınırlar oluştuktan sonra, bunların da zaman içerisinde kendi aralarında savaşacakları-çatışacakları, nihayetinde bilinen geleneksel devletlerden ziyade küçük yerel yönetimleri içeren şehir devletçikleri dediğimiz; mezhepsel, ekonomik, mikro milliyetçi küçük gruplar halinde federatif ve otonomi yapılar oluşturulacağı mütalaa edilmektedir.

ABD

Söylem ve tutumları itibariyle, küresel egemenliklerinin önünde en büyük engel olarak uluslararası terörizm olduğunu, bunun bataklığının da Ortadoğu bölgesinde bulunduğunu kabul ettikleri düşünülmektedir.

“Ortadoğu’ya refah ve özgürlük gelsin”, “Bölgeye barış ve istikrar gelsin”, “Ortadoğu’ya demokrasi gelsin”söylemleriyle, Ortadoğu halklarının yanındaymış gibi görünerek ABD’nin refahını sağlayacak kaynakları kontrol altında bulundurmak istemektedirler.

Bölgede kontrollü bir istikrarsızlıkla kontrolü elde tutmaya çalışmaktadırlar. ABD-Çin’in birbirine ekonomik bağımlılığı düşünüldüğünde, ABD-Çin arasında Ortadoğu üzerinde kısa vadede bir gerilim yaşanmayacağı, buna mukabil ABD’nin İran ile olan ilişkilerinde gözle görülür düzelmelerin bu aşamada Rusya-Çin-İran ittifakını zorlayacağı kıymetlendirilmektedir.

Karadeniz’de, Romanya ve Bulgaristan’da deniz üslerini geliştirme girişimi devam etmektedir[4], boğazların bugünkü statüsünü belirleyen Montrö Anlaşması’nın geçerliliğini tartışmaya açabilecektir. Rusya’da, boğazlardaki hareket kabiliyetine yönelik sözde var olan sıkıntıları nedeniyle bu girişime muhtemeldir ki destek olacaktır.

Türkiye’nin laik yapısını, şimdilik bölge ülkeleri için model olarak kabul etmektedirler, bilahare onun yerine ılımlı İslam modelini hakim kılarak tepkisiz toplum yaratılıp etkisiz hale getirmek niyetindedirler.

Ortadoğu’da iddia ettikleri gibi birinci sınıf demokrasiye ihtiyaç duymamaktadırlar. Sömürge haline getirilmek istenilen Ortadoğu’nun ulusal bilinçten arındırılması gerekmektedir[5]. İşte bu nedenle, bölgede siyasal İslam üzerinden mezhepsel / tarikatsal ayrıştırmayı elverişli bir araç olarak kullanmak istemektedirler.

Irak’taki Sünni kesime el altından silah yardımı yapılmaktadır. Bu durum, gelecekte Irak’ın parçalanmasında Sünni bir devletin yaratılması anlamına gelebilecektir. Diğer taraftan peşmerge güçlerine silah ve mühimmat yardımı da açıktan devam etmektedir.

Önümüzdeki dönemde;

Türkiye sınırından Suriye tarafına geçen kontrolsüz gruplar nedeniyle IŞİD’e destek ulaştığını, bu durumdan endişelendiklerini dile getirerek; sınırın karadan kontrolle birlikte Kuzey Irak’taki 36’ıncı paralel benzeri hava sahasının uçuşa yasak hale getirilerek Türkiye’nin bölgeye girişine engel olmaya ve böylece PYD/YPG güçlerinin güvenliğini sağlayarak sözde Kürt Özerk Bölgesi yapılanmasının taşlarını döşemeye devam edecekleri ve Rusya ile birlikte kendi nüfuz bölgelerini belirleyecekleri değerlendirilmektedir.

Diğer taraftan, Katar krizi üzerinden Suudi Arabistan’ı kullanarak Katar’a saldırtmak ve orada yaratacağı siyasi değişim üzerinden Türkiye’yi sıkıştırarak bölgede yeni bir stratejik blok oluşturmak isteyeceklerdir.

İran’ı, oluşturulacak Arap ittifakı ile kuşatarak baskı altına alacakları ve aynı paralelde İran’da iç karışıklık çıkarılmasına çalışacakları, Katar gerilimi üzerinden Araplar arasında oluşabilecek yeni ittifaklara göre yeni iş birlikçi ülkelerini belirleyecekleri, bir taraftan da aralarında husumet oluşturmak suretiyle Arap Yarımadası’na yönelik yeni bir hizalandırma ve jeo-politik düzene kapı aralayabilecekleri değerlendirilmektedir.

Rusya

Ortadoğu bölgesi ile Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri sıcak denizlere ulaşmak politikası çerçevesinde aktif olarak ilgilenmektedir. Birinci Dünya Savaşı sırasında yapılan paylaşım planları içerisinde yer almıştır. O tarihlerde eğer Bolşevik İhtilali gerçekleşmeseydi Ortadoğu’daki mandater devletlerden birisi olacaklardı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan koşullarda BM çatısı altında Araplar lehine tutumu ve 1956 Süveyş bunalımında yaşananlar Arapların Rusları bölgede bir denge unsuru olarak görmelerine neden olmuştur.

Yakın çevre politikası kapsamında; bir taraftan Kırım’ın ilhakı ve Ukrayna Doğusu’nun örtülü işgalini uluslararası baskılara rağmen sürdürürken, bir taraftan da uzaktan güvenlik kapsamında, Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’daki etkinliğini artırma gayretini devam ettirmektedir.

ABD’nin Müslüman Dünyası’na yönelik tutumları ve Ortadoğu’yu dizayn etmek için gösterdikleri gayret bilhassa Arap liderlerini ciddi anlamda kaygılandırdığından, bu durum Rusya’nın bölgede önemli bir denge unsuru olarak gücünü korumasına sebep olmaktadır.

Rusya’nın Sovyetler Birliği döneminden kalan, ama bugün halen geçerliliğini koruduğunu söyleyebileceğimiz stratejisi, sıcak denizlerle kucaklaşan enerji havzasının kontrolüdür. Bu çerçevede Suriye’de uzun yıllar tahkim edilmiş kazanımlarını kaybetmek istemeyeceği bir gerçektir. Küresel güç olmanın yolunun Ortadoğu denkleminde yer almaktan geçtiğini çok iyi bildiği şüphesizdir.

Ayrıca, Ortadoğu’da Kürt kartını elinde tutanın da, bölgede etkin söz sahibi olacağını düşünenlerdendir. Bu alanda Türkiye’nin rahatsız edilmeden ABD’nin yanı sıra Kürt’ler üzerinde rol oynamak istemektedirler. Bu alanda, ABD-Rusya arasında gizli bir antlaşmanın olabileceği gerçeğini de hatırdan çıkarmamak gerekecektir.

Önümüzdeki dönemde;

Rusya’nın, uzaktan güvenliğini sağlayan Ortadoğu bölgesindeki menfaatlerini daha fazla riske atmadan, Suriye’deki mevcut askeri varlığını gittikçe artıracağı ve ABD ile birlikte Ortadoğu’da nüfuz alanlarını daha net belirleyecekleri öngörülmektedir.

AB

Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Avrupa, Birinci Dünya Savaşı sonrasında bölgede etkinliklerini sürdürürken İkinci Dünya Savaşı sonrasında bölgenin sorumluluğunu ABD’nin omuzlarına bırakmışlardır.

Bugün içinde, Avrupa’nın ABD ile aynı kültür dinamiklerine sahip olması, diplomatik bir çok meselede ABD ile aynı çizgide bulunması gibi etkenlerle bölgeye dönük uygulamalarda birlikte hareket edeceklerini söylemek yanlış olmayacaktır.

Bölge, bazı AB ülkeleri için de değişik sorunların kaynağı olarak görülmektedir. Bu nedenle bölge, ABD ve AB çıkarlarının korunması açısından müşterek ilgi alanı haline getirilmek istenmektedir[6].

AB ile ABD’nin Ortadoğu’da giderek örtüşen menfaatleri, Türkiye için bölgede üstlenilebilecek yeni bir rol yarattığına inanmaktadırlar. Bu rol; Türkiye’nin Büyük Ortadoğu Birliği içerisinde model oluşturması şeklindedir.

Türkiye’nin AB içinde yer alması yerine, Büyük Ortadoğu Birliği içinde bulunması, şüphesiz AB’nin yararına olacaktır[7]. AB’ye üye olma yolunda, ulusal değerleri aşındırılmış bir Türkiye; Büyük Ortadoğu Projesi içerisinde yer almaya uygun hale getirilmiş olacaktır.

*****

[3]Sait YILMAZ, Ortadoğu’da Başlangıcın Sonu; Sıradaki Savaşlar, www.ulusal.com., 18 Şubat 2016,

[4]Kamer Kasım, Soğuk Savaş Sonrası Kafkasya, USAK Yay., Ankara, Aralık 2009, s.118.

[5]Çetin Ağase, Analiz: Büyük Ortadoğu Projesi ve Türkiye,www.cetinagase.net, 26 Aralık 2016.

[6]Çetin Ağase, a.g.a.

[7]Çetin Ağase, a.g.a.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
[bws_google_captcha]